uçan ayna
yine yağmurlar geçiyor çocukların omzundan
yine kuşlar ve kısa baharlar
boz bir grinin yaşını alarak ahşap evlerden
ve kuru topraklardan açlık gibi
yaşımda gün var gözlerini unutan zaman
gecenin sesinde trenler otobüsler
ve ağır kokular sanki yıl geçiyor gözden göze
en az kaç yıl kaç mevsimle büyür ya da küçülür
sözcüklerle dilimiz tavan aralarında
paslı fotoğraflarda dalgın ve uykulu saatler durur
pazarlardan pazara
hangi dağ aldatmış başındaki dumanı
hangi sis unutmuş taşların sesini
hangi kent türkü söylemiş sokaklarına
sokaklar hangi çocuklarla göçmüş kuşların toprağına
